Bütçesini düzene sokmuş, borcunu azaltmış ve acil durum fonunu biriktirmeye başlamış biri için sıradaki adım genellikle şudur: birikimi koruma altına almak. Çünkü tek bir beklenmedik olay — ciddi bir hastalık, bir trafik kazası, evde çıkan yangın — aylarca süren tasarruf disiplinini bir haftada silebilir. Sigorta tam olarak burada devreye girer. Sigorta bir yatırım aracı değildir; büyük ve seyrek görülen zararları, küçük ve düzenli bir ödemeye dönüştürme yöntemidir. Kendi kişisel sigorta ihtiyacını doğru okuyabilen kişi, gereksiz poliçeye para vermeden, gerçekten yıkıcı olabilecek risklere karşı korunmuş olur.
Sigorta kararını kolaylaştıran tek bir soru vardır: Bu olay gerçekleşirse kendi kaynaklarımla toparlanabilir miyim? Cevap "evet, birikimimle karşılarım" ise sigortaya gerek yoktur. Cevap "hayır, borçlanmam gerekir" ise korunma şarttır.
Bu mantık, hangi risklerin sigortalanmaya değdiğini de netleştirir:
Bir başka ölçüt de bağımlılıktır. Gelirinize başka insanlar bağımlıysa — çocuk, çalışmayan eş, bakmakla yükümlü olduğunuz bir yakın — hayat ve iş göremezlik korumasının önemi katlanır. Kimse gelirinize bağımlı değilse ve önemli bir borcunuz yoksa, hayat sigortası ihtiyacı çok daha düşüktür.
Genel sağlık sigortası kapsamınızın ne yaptığını bilmek ilk adımdır. Özel sağlık sigortası ya da tamamlayıcı sağlık sigortası, ameliyat ve yatarak tedavi gibi büyük kalemlerde cepten çıkacak tutarı sınırlar. Bütçesi kısıtlı biri için, ayakta tedaviyi kapsamayan ama yatarak tedaviyi geniş kapsayan poliçeler genelde en makul dengeyi verir: yüksek maliyetli olay korunur, küçük masraflar kendi bütçesinden döner.
İnsanların en çok atladığı alan burasıdır. Ev veya araba yerine korunması gereken asıl varlık, kazanma kapasitenizdir. İş göremezlik veya ferdi kaza teminatları, çalışamadığınız dönemde gelirin bir kısmını ayakta tutar. Bağımsız çalışanlar ve yan iş üzerinden gelir üreten kişiler için bu koruma, maaşlı çalışanlara kıyasla daha kritiktir.
Trafik sigortası ve deprem sigortası (DASK) gibi zorunlu poliçeler tartışma dışıdır. Bunların üzerine, sahip olduğunuz varlığın değeri kendi kaynaklarınızla yenilenemeyecek düzeydeyse ek koruma düşünülür: konut paket sigortası, kasko, sorumluluk teminatları. Kiracı olsanız bile eşyalarınız ve komşuya verebileceğiniz zarar için konut poliçesi genelde düşük primli ve mantıklıdır.
Konut kredisi kullanırken çoğu zaman zaten karşılaşılan bir üründür. Bağımsız düşünüldüğünde ise ölçüt nettir: geride kalanların borçları kapatıp bir süre ayakta kalabilmesi. Yatırım ve birikim vaadi eklenmiş karma ürünler yerine, sade ve süreli (vadeli) hayat sigortaları aynı korumayı çok daha düşük primle verir. Birikim yapmak istiyorsanız bunu sigortadan ayrı bir kalem olarak yürütmek daha şeffaftır.
Aynı adı taşıyan iki poliçe tamamen farklı şeyler ödeyebilir. Karşılaştırma yaparken şu kalemleri yan yana yazın:
Prim ödeme biçimi de bir karardır. Yıllık peşin ödeme genellikle indirimli olur; kredi kartıyla taksitli ödeme ise kart limitinizi bloke eder ve borç yönetimini zorlaştırabilir. Otomatik talimat kurmak poliçenin boşta kalmasını engeller, ama hesap bakiyesini takip etmezseniz masraf ve gecikme riski doğar.
Uygulamayı basit tutun. Bir sayfaya üç sütun açın: risk, gerçekleşirse maliyeti, bugün nasıl karşılarım. Üçüncü sütuna "karşılayamam" yazdığınız satırlar, sigortalanacak alanlarınızdır. Ardından bütçenizde sigortaya ayırabileceğiniz aylık tutarı belirleyin; bu tutar genelde gelirin küçük bir yüzdesiyle sınırlı kalmalıdır. Prim yükü tasarruf oranınızı ezmeye başladıysa muafiyeti yükseltip teminatı korumak, poliçeyi tamamen iptal etmekten daha akıllıcadır.
Son olarak, sigorta ile acil durum fonu birbirinin yerine geçmez; birlikte çalışır. Fon küçük ve orta ölçekli sürprizleri, sigorta ise bütçey