Tasarruf yapmaya karar vermek, işin kolay kısmı. Zor kısmı, biriken parayı nerede tutacağınıza karar vermek. Vadesiz hesapta bekleyen para eriyor; yanlış vade seçilmiş bir hesapta ise paraya ihtiyaç duyduğunuzda getiriden vazgeçmek zorunda kalıyorsunuz. Faizli mevduat hesapları ile faizsiz katılma hesapları arasındaki tercihi de çoğu kişi yalnızca "hangisi daha çok veriyor" sorusuyla çözmeye çalışıyor. Oysa iki ürünün çalışma mantığı, getiriyi ilan etme biçimi ve riski farklıdır. Aşağıda her ikisini de aynı ölçütlerle inceleyip, kendi paranız için hangisinin daha verimli olduğunu nasıl hesaplayacağınızı adım adım göreceksiniz.
Vadeli mevduatta banka size önceden belirlenmiş bir oran taahhüt eder. Parayı 32 gün, 92 gün, 6 ay gibi bir vadeye bağlarsınız; vade sonunda anapara ve hesaplanan faiz hesabınıza geçer. Getirinin miktarı vade başında bellidir, bu da planlama açısından en büyük avantajıdır.
Burada dikkat edilmesi gereken üç nokta var:
Banka faiz oranları kampanya dönemlerinde, yeni müşteri ya da "başka bankadan gelen para" koşuluyla ciddi biçimde ayrışır. Aynı gün içinde iki bankanın aynı vade için verdiği oran arasındaki fark, sizin bir yıllık kazancınızı hissedilir ölçüde değiştirebilir.
Katılım bankalarındaki katılma hesaplarında size sabit bir oran taahhüt edilmez. Paranız bir havuza katılır, banka bu havuzu ticari faaliyetlerde kullanır ve dönem sonunda oluşan kâr, önceden belirlenmiş bir paylaşım oranına göre dağıtılır. Yani oran değil, paylaşım yüzdesi sabittir.
Bunun pratik sonuçları şöyle:
Karşılaştırmayı düzgün yapmanın yolu, iki ürünü de aynı sorulardan geçirmektir.
| Ölçüt | Vadeli mevduat | Katılma hesabı |
|---|---|---|
| Getiri belirliliği | Vade başında sabit | Dönem sonunda belli olur |
| Getirinin adı | Faiz | Kâr payı |
| Erken çekim | Getiri genellikle iptal | Vade bozulur, kâr payı düşer veya kaybedilir |
| Vergi | Stopaj kesintisi var | Stopaj kesintisi var |
| Yasal güvence | Sigorta limiti dahilinde | Sigorta limiti dahilinde |
| Uygunluk | Kesin plan yapmak isteyen | Faizsizlik ilkesini önemseyen |
Net getiriyi kabaca kendiniz hesaplayabilirsiniz: brüt oranı vade gün sayısına oranlayın, ardından vergi kesintisini düşün. Örneğin yıllık brüt oranı 365'e bölüp vade günüyle çarparsanız o vadeye düşen brüt kazancı bulursunuz; kesinti sonrası kalan tutar sizin gerçek kazancınızdır. İki bankayı karşılaştırırken mutlaka aynı vade ve aynı tutar üzerinden bakın; farklı vadelerle yapılan karşılaştırma yanıltıcıdır.
Getiriyi tek başına değerlendirmek yetmez. Enflasyonun altında kalan bir kazanç, hesap bakiyesi büyüse bile alım gücünüzün küçüldüğü anlamına gelir. Paranın zaman içinde nasıl eridiğini anlatan yazıda değinilen hesap mantığı burada işe yarar: nominal getiriden fiyat artışını düştüğünüzde geriye kal